Makamlar ve Terkîbler kitabının Terkîbler bölümündeki düzenleme çalışmasına bugün Isfahān ailesi ve ona yakın seyirler üzerinden devam ettim.
Bugünkü çalışmada şu başlıklar gözden geçirildi:
Isfahān ikinci nevî ve Isfahānek-i Cedîd, Beste-Isfahān/Horāsānek/Necd-i Horāsānî, Sultānî Irāk, Sultānî Isfahān, Isfahān birinci nevî ve Isfahānek birinci-ikinci nevî, Müsteār, Rū-yı Irāk veya Muhālifek Irāk.
Ayrıca daha önce düzenlenen Gül‘izār bölümüne de ek yapılmasına karar verildi. Muhayyer perdesini daha belirgin merkez alarak başlayıp Gül‘izār edāsıyla tamamlanan örnekler sebebiyle başlık Gül‘izār ve Muhayyer-Gül‘izār şeklinde yeniden değerlendirildi. Muhayyer-Gül‘izār adının kaynaklarda bağımsız bir tarif olarak bulunmadığı; örnek eserlerde karşılaşılan seyir özelliklerini daha açık göstermek amacıyla tarafımdan tercih edildiği belirtilecek.
Bugünkü düzenlemede öne çıkan bazı noktalar şunlar oldu:
Isfahān ikinci nevî ve Isfahānek-i Cedîd bölümünde, iki yapının yalnız ortak perde düzeni üzerinden aynı kabul edilemeyeceği vurgulandı. Isfahān ikinci nevînin nevā merkezli seyri; hicāz/nîm hicāz, acem ve çargâh ilişkisiyle açıklandı. Isfahānek-i Cedîd’in ise hicāz-nevā başlangıcından sonra tîz sahaya daha belirgin yönelmesi, hüseynî-acem-gerdāniyye-muhayyer sahasında genişlemesi ve nevā üzerinde Nihāvend edāsını daha kuvvetli duyurması sebebiyle Isfahān’dan ayrıldığı ifade edildi.
Bu bölümde ayrıca Isfahān içinde Nişābūr makāmı kullanılıp kullanılmadığı meselesi ayrıntılı biçimde ele alındı. Burada yalnız perde adlarının değil, perdelerin diklik-pestlik durumlarının da belirleyici olduğu vurgulandı. Nişābūr’da hicāz ve būselikin biraz diki olan nişābūr perdesi öne çıkarken; Isfahān’da özellikle dügâha inişlerde pest hicāz/nîm hicāz ve būselik perdelerinin kullanıldığı belirtildi. Bu sebeple Isfahān’daki kısa inişlerin doğrudan Nişābūr geçkisi sayılmaması gerektiği açıklandı.
Beste-Isfahān, Horāsānek ve Necd-i Horāsānî başlığında, Beste-Isfahān’ın temel yapısının Isfahān seyrinden sonra Irāk karār vermek olduğu açıklandı. Artin’de Beste-Isfahān adı bulunmasa da Horāsānek ve Necd-i Horāsānî tariflerinin bu seyir ailesine yakın durduğu belirtildi. Horāsānek’in dügâh üzerindeki Rāst edāsını daha belirgin duyurduğu; Necd-i Horāsānî’nin ise tîz sahaya daha fazla yöneldiği ve acem yerine evc perdesini öne çıkardığı ifade edildi.
Tanbūrî Cemil Bey’in Beste-Isfahān için verdiği Bestenigâr üslûbu ifadesi de yeniden değerlendirildi. Burada kastedilenin ırāk perdesinde karār eden Irāk makāmı anlayışı olduğu; diğer nazariyecilerin aynı karār sahasını daha çok Irāk makāmı üzerinden açıkladıkları belirtildi.
Sultānî Irāk bölümünde, terkîbin Isfahān veya Nevā üslûbuyla başlayıp Irāk sahasına yöneldiği ve sonunda dügâhda karār verdiği açıklandı. Karadeniz’in terkîbi Isfahān ve Yegâh birleşimi olarak açıklamasına rağmen, örnek eserlerde Yegâh’tan ziyade Irāk edāsının belirgin olduğu görüldü. Bu sebeple Sultānî Irāk, Isfahān-Nevā başlangıcından sonra Irāk edāsını duyurup dügâhda karār veren bir terkîb olarak değerlendirildi.
Sultānî Isfahān bölümünde, Ahmet Hatipoğlu tarafından icad edilen bu terkîbin yapısı kısaca tanımlandı. Terkîbin Isfahān anlayışıyla başlayıp dügâha geldikten sonra yegâh perdesi üzerinde Nihāvend edāsına yöneldiği ve yegâhda karār verdiği ifade edildi.
Isfahān birinci nevî ve Isfahānek başlığında, Isfahān’ın iki nevîye ayrılma sebebi yeniden düzenlendi. Isfahān birinci nevînin, ikinci nevîden farklı olarak karāra Sabā sesleriyle gitmesi esas alındı. Isfahānek konusunda ise üç farklı kullanımın birbirine karıştırılmaması gerektiği belirtildi: Kantemiroğlu ve Abdülbākî Dede’de Isfahān-Aşîrān sayılabilecek eski Isfahānek; Artin’de hüseynî üzerinde Isfahān edāsı gösterildikten sonra Sabā ile karār veren farklı Isfahānek; repertuvarda ise çoğu zaman Isfahān seyrinden sonra Sabā edāsıyla karāra giden örnekler.
Müsteār bölümünde, terkîbin Segâh sahasında hicāz/nîm hicāz ve kürdî/dik kürdî perdelerinin belirgin kullanımıyla oluştuğu açıklandı. Artin’de Müsteār ve Müsteār-ı Rūmî adlarıyla verilen tariflerin dügâh kararlı olması sebebiyle, bugünkü segâh kararlı Müsteār anlayışıyla doğrudan örtüşmediği belirtildi. Artin’de bugünkü Müsteār’a daha çok yaklaşan tarifin Karcığar başlığı altında bulunduğu vurgulandı.
Rū-yı Irāk veya Muhālifek Irāk bölümünde, terkîbin nazarî özünün Segâh başlayıp Irāk karār vermek olduğu belirtildi. Bununla birlikte örnek eserlerde başlangıçta Müsteār edāsının da belirginleşebildiği görüldü. Bu sebeple Rū-yı Irāk’ın yalnızca Segâh’ın Irāk karār eden hâli olarak değil, bazı örneklerde Müsteār başlangıcıyla Irāk karārının birleştiği bir seyir olarak da değerlendirilebileceği ifade edildi. Karadeniz’in bu tür kullanımları Revnâknümā’ya yaklaştıran yorumu da karār farkı üzerinden yeniden ele alındı.
Bugünkü çalışmada ayrıca kitabın sonuna eklenecek Kitapta Geçen Bazı Terimler bölümü üzerinde de duruldu. Sözlüğe nazarî seyir ve lahnî seyir maddeleri eklendi. Terimlerin kitabın kendi kullanım bağlamına göre kısa ve işlevsel biçimde açıklanması tercih edildi.
Bugünkü düzenlemeyi Yegâh terkîbi başlığında bıraktım. Bundan sonraki çalışmada buradan devam edeceğim.
Bu güncellemelerin temel amacı, birbirine yakın seyirleri yalnız perde dizisi üzerinden değil; āgāz, merkez, karār, edā ve nîm perde kullanımı bakımından daha açık biçimde ayırmak. Böylece hem tarihî tarifler hem de örnek eserler arasındaki ilişki daha anlaşılır hâle geliyor.
Faydalı olması dileğiyle.
Prof. Dr. Emrah Hatipoğlu
Erişim: Google Play Books üzerinden güncel sürümü indirebilirsiniz.
Linkler
Makamlar ve Terkibler: Mansur Ahenk - Arel-Ezgi Değiştirici İşaretleriyle
Makamlar ve Terkibler: Mansur Ahenk - Yeni Değiştirici İşaretlerle
Makamlar ve Terkibler: Sipürde Ahenk - Yeni Değiştirici İşaretlerle

